15 5 / 2012

"Rutin hastaneye gidersin bir tesst için hastaneden hepatit a kaparsın ilerleyen süreçte karaciğerin çöker hastane hatasını kabul eder.. sana uygun dönör ararlar bulamazlar sen kızkardejinle gidersin ameliyat ederler organ nakli olmujsundur.. istedikleri 25ünite kanıda hastane değil twitterdaki arkadajlarınla bulursun yoğun bakımda kalbi durur tekrar kan isterler tekrar twittera gidersin yeterince bulunumaz veya artık ij ijten geçmijtir.. @yamukprenses in kardeji 25-30yajlarında hayata gözlerini yumar.. Umarım mekanın cennet olur ebru ye$im karabacak.. bajın saolsun nida… slm ve dualarım ile.. yardımı olan herkese tejekkür ederim.."

@Robink78 (via irencbiherif)

14 5 / 2012

Genellemeler üzerine..

Genellemeler üzerine…

Öncelikle bu yazının çıkış noktası kendimi tekzip etmek.

Hepimiz zaman zaman aynı hataya düşüyoruz galiba, fikrimizi beyan etmeye çalışırken genellemeler yapıyor ve en sonunda hem kendimizi ifade edemiyor hem de başladığımız yerden çok uzaklaşıyoruz.

Nietzsche’nin bi’sözüyle başlayalım; “Bu dahil bütün genellemeler yanlıştır”

Bundan bir süre önce yazdığım bir yazıda RT hesaplarının boş beleş işler olduğunu, ya bir fenomenin yan hesabı olduğunu ya da para veya başka bir menfaat karşılığı insanları rt ettiğini filan yazmıştım. Sonra fark ettim ki çok sevdiğim 2-3 arkadaşımı (RT Hesabı) kırmışım. Ki onlar belki twitterda tanıdığım en düzgün 5-10 kişiden birileri. Bu hata beni rahatsız edince (biraz da o arkadaşlarımdan birinin sitemi ile oldu bu) bişeyler yazayım istedim.

Genellemeler ile yaptığımız yanlışlar neler?
Bir kere en büyük nefret suçlarını genelleme yaparak işliyoruz. Irkçılığın faşizmin çıkış noktası burası. Cinsel ayrımcılığın, holiganizmin, hizipçiliğin en çok kullandığı dil ‘genelleme’

Bir topluluğu komple kötüleyerek, anlamsız yaftalar yapıştırarak aşağılayarak ayrım yaratıyoruz.

Kendimden küçük bir örnek vermek istiyorum.
Yıllar önce Antalya’ya ilk taşındığımızda oturduğumuz apartmanın giriş katında üniversiteli gençler vardı, ülkücüydüler ve çok kafa dengi, çok eglenceli, çok dürüst ve bi’o kadar da sevgi doluydular. Ben de kürdüm. Onlarla 2 yıl süren arkadaşlığımız boyunca onlar bizim evden, ben onların evinden çıkmadım. Yani ne bir kürt olarak benim onlarla, ne de birer ülkücü olarak onların benimle bir sorunu olmadı. Lakin genelin üzerinden gidersek ülkücülerin Kürtlere, Kürtlerin ülkücülere bakış açısı can düşmalığından bir kademe aşağıda olduğunu kolayca söyleyebiliriz.

Fikrimizi beyan edeceğimiz vakit cümleye girişlerimiz bile hatalı..
“ONLAR”
“ALEVİLER”
“KÜRTLER”
“TÜRKLER”
“YAHUDİLER”
“ERMENİLER”
Hedef kitlemizi sebzeye veya bir ev eşyasına çevirip “ben bamya sevmem” rahatlığıyla, “ben …….. sevmem” diyebiliyoruz. Hem kendi faşizan ruh halimizi, hem de kurduğumuz cümle ile karşıdakini ötekileştirdiğimizi de fark etmiyoruz. Genele dair yaptığımız tespit ne kadar doğru olursa olsun, en büyük yanlışı genelleyerek ve genelleme neticesinde ayrım yaratarak yaptığımız için hiçbir anlamı da kalmıyor haliyle.

Faşizm.. Holiganizm.. Cinsel ve Dinsel Ayrımcılık.. Tüm bunlar genellemeler ile zihnimizde yarattığımız ayrım ile işlediğimiz nefret suçlarıdır. Ya da bi’kaçı…

Kırdıklarımdan özür dilerim..
Ve tekrar

“BU DAHİL BÜTÜN GENELLEMELER YANLIŞTIR”

Fırat Kapucu

11 5 / 2012

Sorun bende değil, sende.! (Tüm Adaletsizliklere)

80 sonrası politikaların en başarılısı ve en tehlikelisi hiç süphesiz; yeni bilgilere kapalı, apolitik nesil oldu..

Sistemin öngördüğü bilgiden başka hiç bir -farklı- bilgiye merak duymayan, sorgulamayan, analiz yapmayan bilinç altına yerleştirilen fikirlerle yargılamadan infaz eden ve bundan zerre suçluluk ya da pişmanlık duymayan yeni nesil.

Bu apolitik nesil tüm azınlıkların evrensel insan haklarını işgal eden sistemi sorgulamak yerine, işgal ettiği topluluğun adıyla sorunları yaftalamış ve kendi bilinç altında azınlıkları ‘sorunlu’ olarak nitelendirmiştir.

Dilini, kültürünü hatta varlığını inkar ettiği kürtlerin kimlik mücadelelerine “kürt sorunu”..
Alevilerin mezhep özgürlüğüne “alevi sorunu”.. 
Azınlıkların evrensel hak isteklerine de ayrı ayrı “ermeni sorunu” “yahudi sorunu” gibi yaftalar yapıştırarak, kendi sömürgeci zihniyetini, en azından kendi zihniyeti içinde aklamaya çalışmıştır.

Sorun niçin kürtlerde, alevilerde ya da ermenilerde olsun ki? Sen ve senin zihniyetin değil mi kendinden başkasına yaşama şansı tanımayan..
Kürtleri ‘dağ türkü’, alevileri ‘mum söndücü sapık’, ermenileri ‘piç, hain, düşman’ olarak niteleyen senin sömürgeci zihniyetin değil mi?
Kendi kimliği ile var olmaya çalışanları öldüren, yakan, katleten, evinden yurdundan eden yine sensin.! Hatta döktüğün bunca kandan sonra, kendini her şeyden soyutlayıp, ölenleri “sorunlu” diyerek niteleyen de sen..

Sorun bende değil kardeşim..
Sorun; kürt sorunu, alevi sorunu, azınlık sorunu hiç değil..
Sorun sende..
Sen sorunsun, sorunlusun..
Sorun; senin her türlü işgali, cinayeti, katliamı aklayan zihniyetindir..
Pişmanlık duymayan, utanmayan, vicdanı rahatsız olmayan milyonlardır asıl bu ülkenin sorunu..

Detaylara takılmadan, derin derin analiz yapmadan, tarihsel sürecini sorgulamadan..

Kısa ve net söylüyorum:

SORUN BENDE DEĞİL, SENDE.!

SENİN ZİHNİYETİNDE.!

08 5 / 2012

irencbiherif:

Keşke yazdıklarınız kadar duyarlı, insanlara saygılı ve demokrat olsaydınız. Keşke hep söylediğiniz gibi romantik, aşka değer veren, sadık insanlar olsaydınız. Keşke arkadaşlık, samimimiyet ve dürüstlük yazdıklarınız kadar yaygın olsaydı. Keşke dediğiniz kadar insan ayırmayan, parasına,…

21 4 / 2012

Anonim sordu: çok bilesim var seni,öğrenesim...!

Sor söyleyeyim..